<body><iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=8381728&amp;blogName=Tamamen+sa%C3%A7mal%C4%B1k&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=BLUE&amp;layoutType=CLASSIC&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Filkerender.blogspot.com%2F&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Filkerender.blogspot.com%2Fsearch" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div id="space-for-ie"></div>

Tamamen saçmalık

web | photoblog.

iyi ki mayomu getirmemisim cunku burda hic deniz yok. Nepal Gezisi -1

Perşembe, Mayıs 15, 2008


Kathmandu,Nepal , Himalayas, originally uploaded by ilkerender.

4800 metrede yuruyoruz , daha dogrusu yurumek degil yurumeye calismak.
hoh -huh -hoh -huh bir adim, bir nefes, bir adim, 30 derece egimli dag yamacindan yukari son 45 dakikalik yolumuz var, ben artik neden burdayim, ne isim var burada gibi sorular sormayi biraktim.Cunku sirtimda bir karpuz var . Neden ? Cunku everest ana kampina karpuz cikaracagiz .orjinal fikir #7772
kalp krizi gecirmezsem tabi. Neyse yarin sira Murat'da isler biraz daha rahat olacak. 5000 metrenin uzerinde dis macununu cantaya koydugunuzu bile tasirken farkediyorsunuz. hersey daha agir , hersey daha zor , siz daha gucsuzsunuz.

ortaokul 2. sinifta asik oldugunuz kizi gordugunuzdeki kalp carpintisini (nabzim o kadar hizliydi ki sayamiyordum duzgun) 10 gun boyunca 7*24 yasadiginizi dusunun ,

aslinda o kadar da guclu olmadiginizi , son 2 aydir haftada 4 kere spor yapsaniz bile 4500 metrede adim atarken bir nefes almak zorunda oldugunuzu goruyorsunuz.

ama sonunda gormek istediginiz seyi gorup ulasmak istedginiz seye ulasinca , o nefret yerini bir kac anlamsiz kelime ve acik bir agza birakiyor . - ohaaaa !

(fotograf dunyanin 1. en yuksek dagi , Everest -sol taraftaki- , ve 4. en yuksek dagi Lhotse sag tarafta)

geri dondum , bir suru fotograf cektim , video cektim .
hepsini buralara koyacagim.

posted by ilker, Perşembe, Mayıs 15, 2008 | link | 0 comments |

\nepal

Pazar, Nisan 27, 2008

katmandu,nepal
sabah 11:12
yukseklik 1330 mt
basinc 865 milibar
sicaklik 32.1 derece santigrat
yer internet kafe , thamel
saatlik internet ucreti 50 cent.

tatilin katmandu kismina geldik.
dun herhalde hayatimda en sasirdigim anlardan birini yasamisimdir.
gunun sorusu : Asya'nin ortasinda Nepal'de Katmandu'nun herhangi bir caddesinde yururken arkadasiniza rastlama ihtimaliniz nedir ? benim basima geldi.
yarin ana kamp gezisi baslayacak . 12 gun boyunca daglardayiz . yanimda 15 tane snickers , ve 4 bin kalorilik bir enerji jeli var.
hersey iyi giderse iki haftaya tekrar nepal'deyim.
posted by ilker, Pazar, Nisan 27, 2008 | link | 5 comments |

Hong Kong,Katmandu ve Everest Ana Kampi Hazirlik-3

Pazartesi, Nisan 14, 2008

everest ana kampi rotasi :

View Larger Map
posted by ilker, Pazartesi, Nisan 14, 2008 | link | 2 comments |

Hong Kong,Katmandu ve Everest Ana Kampi Hazirlik-2

Cumartesi, Nisan 12, 2008


Hazirlik yazisinin 1. kisminda bahsettigim malzemelerinin bir kisminin hicbir isime yaramayacagini farkettigim icin ikinci set malzemeleri hazirliyorum.

Kitalararasi kamp/macera gezilerine gidecek insanlar icin yardimci olabilir belki listem , belki unuttugumu dusundugunuz seyler varsa soylersiniz .

Pasaport , seyahat dokumanlari
Seyahat sigortasi
Ucak biletleri,
Para (bu bayagi onemli)
Kredi Karti / Banka karti
Gunluk canta / Buyuk sirt cantasi
Nemli mendil
El temizleme losyonu
alarmi olan bir saat
El feneri
Sapka , gunes gozlugu , gunes kremi (5000 metrede gunese 5 km daha yakinsiniz)
Nemlendirici , Dudak kremi
Sinek/bocek kovucu
Su sisesi (plastik - hafif)
Uyku tulumu / uyku pedi (yere ped uzerine tulum icine siz giriyorsunuz)
Kulak tikaci , 18 saat ucak icinde motorlar icin.
Havlu , Mayo (opsiyonel)
Tuvalet kagidi
Saglam bir cift bot + spor ayakkabi + sandalet
Para kemeri (guvensiz bir yere gidiyorsaniz sart)
Sort , polar , gezi pantalonu , tisort
Su gecirmez ama hava alabilen yagmurluk
Sirt cantalari icin su gecirmez kilif
fotograf makinasi , film , hafiza karti , pil
okuyacak kitap
durbun (eger dag tepeye gidilecekse)
Cep bicagi
aspirin , bandaj , agri kesici
dis ipi - gerektiginde normal ip , torbalari baglamak vs vs icin de ise yariyor bu.
balaklava (banka soyanlarin kafasina giydigi sey iste)

cukulata findik fistik

Etiketler: , ,

posted by ilker, Cumartesi, Nisan 12, 2008 | link | 8 comments |

playstation 3

Cuma, Nisan 04, 2008


Sevgili gunluk ,

bugun isyerine 3 tane Playstation 3 almislar, 3. kata monte etmisler . Ama bunun altinda kesin birseyler yatiyor . Temkinli yaklasiyorum , acaba bu bir tuzak mi ? Simdilik sadece uzaktan bakip geciyorum.Etrafina kamera koyup oynayanlarin listesini mi hazirliyorlar ?

cok tehlikeli.
posted by ilker, Cuma, Nisan 04, 2008 | link | 5 comments |

Hong Kong,Katmandu ve Everest Ana Kampi Hazirlik-1

Cuma, Mart 14, 2008


fotograf : http://www.flickr.com/photos/zeynepk/405644832

Eminim haberler beni sunsaydi 'ilker bugunlerde tatli bir telas icinde' gibi laflar ederlerdi , ama durum hic de oyle degil . Telasin tatlisi olmaz , stresin guzeli olmaz.
Yuksek irtifa yuruyusu icin fazla antrenman yaptigimdan , ayakkabimin kotulugu , duztaban olmam ve her yaptigim egzersizi abartmam gibi nedenlerden dolayi sag diz kapagima birseyler yaptim Doktora gittim, cok birsey yok ama yine de dikkatli olman lazim dedi.
Simdi ona dikkat ederek sakin sakin yapiyorum calismami.

Gecen gun gerekli giysilerden birkacini satin aldim, su gecirmez ceket, yuruyus pantalonu , balaklava.
Katmandu - Everest Ana kampi arasi yokus yukari zorlu bir rota olsa da , bu rotada hic ipli tirmanma yer almiyor ,bu yuzden yuruyerek veya birseylere basip cikarak
ilerliyorsunuz. Bu nedenle Sylvester Stallone'in dagci filmindeki gibi 4000 metreden asagi dusen arkadasimi son anda bileginden tutup , hayaeaeair diye
bagirmayacagim.

Uzun ve bilmediginiz yere yapacaginiz yolculuklarda yaniniza almaniz gereken bazi malzemeler var , bunlarin listesini ilerde hazirlayacagim , doktora gidildi , asilar vuruldu , bazilari bedava zaten diye adam gereksiz yere vurdu heralde . 25 yasinda cocuk felci asisi olmam garibime gitmiyor degil .

Everest kampi icin simdiye kadar hazirladigim en onemli malzemeler sunlar :
  • Tesbik . (10 kere tesbih derseniz , artik tesbik diyorsunuzdur)
  • Nazar boncugu . ( -15 derecede nazara karsi )
  • Antep fistikli lokum (Maoist Komunist gerilla bolgesinden gecerken)
  • 2 tane Haluk levent kasedi (1 tanesi eger yolda dusurursem diye)
  • Karpuz (Ana kampta 5400 metrede yemek icin )
  • Peynir (Bir onceki maddenin yanina )
  • Kolonya
  • Piknik Tupu
  • Mangal
  • Mangal icin cira ve komur.
Bunlar zaruri gotureceklerim , diger yedek gotureceklerimin listesini yakinda hazirlayip yazacagim .
Akliniza gelen ilker bak bu himalayalarda lazim olur dediginiz seyler varsa benimle paylasabilirsiniz .
Yoksa iyi gunler dilerim ..
posted by ilker, Cuma, Mart 14, 2008 | link | 11 comments |

YYZ - HKG - KTM

Perşembe, Şubat 14, 2008


Everest ana kampi , Kala Pattar'dan gorunus.
ref : http://www.flickr.com/photos/darrenhunter/159178485/in/photostream/ (CC lisansi)


Bugun bilet aldim .
biletin uzerinde soyle yazilar var :

Monday, April 21, 2008 ,
Toronto Pearson International (YYZ) to Hong Kong Int'l (HKG)
Departure (YYZ): April 21, 9:40 AM EDT (morning)
Arrival (HKG): April 22, 1:10 PM HKT (afternoon)


Thursday,24 April,2008 ,
Departure Hong Kong International Terminal 1 (HKG) Hong Kong at 18:55
Arrival Tribhuvan (KTM) Nepal at 21:25


---------------
Sunday, 11 May :

Dragonair : KA101
Departure Tribhuvan (KTM) Nepal at 22:15
Arrival Hong Kong International Terminal 1 (HKG) Hong Kong at 05:20(12 May)

Monday, May 12, 2008
Air Canada # 16

Hong Kong Int'l (HKG) to Toronto Pearson International (YYZ)
Departure (HKG): May 12, 3:15 PM HKT (afternoon)
Arrival (YYZ): May 12, 6:05 PM EDT (evening)


Gecenlerde aldigim baska bir bilette de soyle seyler yaziyordu.

Day 1 Arrive Kathmandu

Pakding/ Namche Bazaar - Tengboche - Dingboche - Lobuche/ Everest Base Camp - Kathmandu

The route to base camp follows the Khumbu Glacier with its intriguing 15-meter-high seracs of ice, a feature unique to Himalayan glaciers. The descent back to Pheriche is not difficult, but altitude induced lethargy can make the many uphill sections below Gorakshep seem endless.
Day 8 - Lobuche (4900m)5hr walk - 7km
Day 9 – Gorak Shep (5184m)3hr walk - 6km (optional hike to Kala Patthar 1.5hrs)
Day 10 - Everest Base Camp (5300m)4hr walk - 5km - Pheriche or Dingboche


Parcalari birlestirdigimizde , gorunuse gore nisan ayinda 19 gunlugune Nepal'e gidip himalayalardan , dunyanin en yuksek zirvelerinin arasindan gecerek 5300 metre yukseklikte everest ana kampina cikiyorum. Bundan once de 4 gunlugune Hongkong'da kalacagim.

Tatil anlayisimin diger insanlardan farkli oldugunu biliyordum , ama bu benim icin bile biraz surpriz oldu.Bloga yaziyorum ki sonra unutmayayim diye.

-baba ben himalayalara gidiyorum , evereste ana kampina cikacagim
-cik oglum , dikkatli cik.

Etiketler: , , ,

posted by ilker, Perşembe, Şubat 14, 2008 | link | 7 comments |

100 bin - yuz bin - yuz 1000 - ziyaretci

Çarşamba, Şubat 13, 2008


toronto fisheye1, originally uploaded by ilkerender.

2004'un baslarinda yazmaya basladigim bloguma gelen ziyaretci sayisi , gecen gun gelip yorum birakan isimsiz arkadasimizla beraber 100 bin oldu.
100,000 kisi dunya'da ilker ender diye bir insanoglu oldugunu biliyor diye dusunsek , bunlarin 5000 tanesi ben olsam , geriye kalan 95 000 tanesinden 25 bin tanesi de zorla gir , "google'da ara abi bak lutfen linklere tikla , cok guzel yazdim" dedigim arkadaslarim olsa , 70 bin diger kisi buraya herhangi bir amacla gelen insanlar.

Bu insanlarin hayatinda yazdigim/yazmaya calistigim garip / farkli / siradan/normal yazilarla bir farklilik/gelisme yaratabilmissem ben sahane bir insan olmusum simdiden demektir.

Blogumu okuyan 95 bin insana burdan sevgilerimi gonderiyor , mektubuma son veriyorum.
Daha yazacak cok sey var.

posted by ilker, Çarşamba, Şubat 13, 2008 | link | 9 comments |

radikal

Cuma, Şubat 08, 2008

Dogan grubundan ve tum gazetelerinden nefret ediyorum. (bununla ilgili yazi yazilacak).



posted by ilker, Cuma, Şubat 08, 2008 | link | 1 comments |

Hayalimdeki Muzik Videosu

Pazar, Ocak 20, 2008

ilk gecen yil gormustum , normalde blogumda youtube videolari olmaz ama bu kisiligimle paralel bir video.
o bakimdan koymak zorundaydim.

posted by ilker, Pazar, Ocak 20, 2008 | link | 7 comments |

2008'in en gec yeni yil kutlamasi

Perşembe, Ocak 17, 2008

2008'e gireli 15 gun oldu, ama ben yeni farkediyorum. Gecen gun yazi yaziyordum yine 2007 yazdim , sonra bir baktim halbusem 2008'deyiz.

Yeni yilda bircok planlarim var. 4'e bolunen yillar benim icin hep ilginc anilarla ve baslangiclarla dolu yillar oldu. 2008 de 4'e bolundugunden bu yilin benim icin ilginc olacagini soyleyebilirim.
Ya da sirf 2008 4'e bolunuyor diye de ilginc birsey yapabilirim.

yeni yilda , herseyin farkinda olmaniz dilegiyle.

Bu yazimi Nepalce bir atasozu soyleyerek bitirmek istiyorum :
तपाईंको तिम्रो नाम के हो *

*Dusmek degil yere carpmak oldurur.











Etiketler: ,

posted by ilker, Perşembe, Ocak 17, 2008 | link | 1 comments |

2007-2008 kis sezonu

Perşembe, Ocak 03, 2008


Frozen Tree . Ohh Canada!, originally uploaded by ilkerender.

Kanada'nin , diger deyisle kibar ve soguk insanlar ulkesinin Toronto sehri bu sene cok soguk olacakmis.Ama gercekten cok soguk.
"Ay cok soguk icim usudu valla" sogugu degil ,
"Abi konusamiyorum soguktan, dislerim dokulecek soguktan heboo" sogugu.

Bu memlekette zorunlu yapilan her konusmanin bir noktasina gecen, havalar da pek soguk/sicak/ilik/guzel/iyi/kotu/ruzgarli konusmasi bu nedenle her zamankinden biraz daha uzun suruyor. Kanada'da yazili olmayan kurallarin en onemlisi, cok tanimadigin ama belli bir seviyede tanisikligin olan kisilerle
hava konusunda konusulmasidir. Diger birsey de nasilsiniz deyince iyiyim siz nasilsiniz demez insanlarin cogu. iyiyim der bitirir. siz de ben de iyiyim demeye hazirlanmisken hicbirsey demezsiniz . iyi olduguna sevindim dersiniz.

Iste "giyinelim cok soguk olacakmis" , "kuresel isinma da iyice azitti canim " , "bizim cocuk da gecen gun donmus" ,"anne dislerimi hissetmiyorum", ya da 5 dakika sonraysa "anne diflerimi hiffetmiyorum" muhabbetleri bu ulkede gayet sikca gordugumuz seyler.

Kanada'da environment Canada adinda bir devlet kurumu var, bu kurumun gorevi hava raporlarini hazirlamak,cok kotu firtina falan olursa , kacin firtina geliyor, herkes kendi basinin caresi baksin demek. Cidden, baska birsey yapmiyorlar . Sadece bunlar uyari emaili gonderirler,vay efendim websitelerine kirmizi "aman dikkat firtina cikarsa cok fena olabilir " yazilari , al benili "bu kis cok soguk olacak" uyarilari , donmus adam isareti, bugun araba surmeyin mazallah kayabilir yoldan isaretleri.
Rahat rahat devlet dairesinde oturup , maaslarini kac lan kac firtina geliyor seklinde cumleler yazip alan insanlarin yaptigi bu ise saygi duysam da , verdikleri uyarilara insanlarin cogu aldirmiyorlar . Cunku herkes ise gitmek zorunda , Environment Canada'ya kalsa herkes evinde otursun 2 ay boyunca, cunku
cok soguk hava.

Mesela suan yururlukte "Extreme Cold Weather Alert" var turkcesi ile " asiri soguk hava uyarisi" , -13 derece ve 30 km/saat ruzgarla birlikte hissedilen sicaklik (daha dogrusu sogukluk ) -29 dereceymis.

ornegin bu sicaklikta :
*Yolda yururken buzda kayma olasiliginiz %100 oldugundan , olasilik hesabini buzdan kaydiktan sonra dusup dusmemek seklinde yapiyoruz.
*Eldivensiz 2 dakika sogukta tuttugunuz elleriniz artik vucudunuzun parcasi olmayacak . Onlar sadece kurumus kirmizi soguk el seklinde buz parcalari artik.
*Cep telefonuz caliyorsa acmayin bile , cunku soguktan belli bir sure sonra calismayacak.
*ipod/mp3 calar/walkman kulakliginiz artik duz bir kablo , herhangi bir sekilde bukmeyi deneyin , citirt diye kirilacak.
*Guzel bir nokta : Evden cikarken burnunuz akiyorsa disarda artik akmayacak , cunku donmus. Hatta biraz daha beklerseniz akacak bir burnunuz olmayabilir.

Demek istedigim sey, her zaman beterin beteri var . Milliyet gazetesine bakip , olumcul soguklar geliyor istanbul -1 derece gibi yazilari okurken akliniza -1'de tisort giyebilecek insanlarin memleketi gelsin . Eskiden starda hava durumu sunucusu vardi , o diyordu
"havalar nasil olursa olsun sizin havaniz iyi olsun."

posted by ilker, Perşembe, Ocak 03, 2008 | link | 8 comments |

Cocuk.

Pazartesi, Aralık 10, 2007


Baby Sleeping in niagara, originally uploaded by ilkerender.

Batililarin (Kuzey Amerikalilarin) cocuk yetistirme tarzlarini sevmiyorum. Cok kibar cok yerinde davranan cocuklar yetistiriyorlar. 3 Senedir Kanada'da yasamama ragmen bir tane etrafa bagiran cagiran annesinin sacini ceken cocuk gormedim .
Basta guzel birsey gibi dursa da , sonra aslinda bunun pek normal olmadigini farkediyorsunuz . Cocuk dediginiz aglar zirlar , biseyler ister . yok bu cocuklarda oyle sey. Korku filmlerinde gozunun icine bakip ciddi ciddi konusurlar ya , ayni oyle.

Gecen gun bir supermarkette sira bekliyorum. Tam onumde bir baba bir de cocugu 5-6 yaslarinda . Alisveris listesinin hepsi gecti kasadan , sonra cocuk dondu babasina , "baba izin verirsen kredi kartini ben gecirebilir miyim" dedi , babasi da "peki jonathan dedi .

Cocuk kucuk eliyle kredi karti okuyucunun arasindan gecirmeye calisti , ama yavas kaldigindan kart okunmadi , Kasiyer kadin bir daha dene bakalim Jonathan dedi , ben de bakiyorum birseyler yapmaya calisiyor cocuk ne akilli diye .

Sonra ikinci kere yapti karti yine geciremedi . Babasi cocugun gozlerinin icine bakip Jonathan , burada insanlari beklettiginin farkinda misin dedi . Jonathan da babasina donup haklisin baba dedi . Sonra bize dogru dondu "sizi beklettigim icin ozur dilerim " dedi . Ben korktum acikcasi , boyle ciddi ciddi ne diyor cocuk , Estagfurullah dedim . (saka saka demedim) , gulumsedim , sonra babasi cocugun elinden tutup beraber gecirdiler kredi kartini .

Ben dusundum 5 -6 yasinda ne yapiyordum diye , o zamanlar cukulata yiyip kanepenin yanina kusuyordum . Cocuklugumu duzgun ve kuralsiz yasadigim icin cok mutluyum.

posted by ilker, Pazartesi, Aralık 10, 2007 | link | 10 comments |

sonbahar

Salı, Ekim 23, 2007


Fall Leaves, originally uploaded by ilkerender.

yapraklar duygular falan filan .
yeni fotograflar cektim
buraya tiklarsaniz gorebilirsiniz

posted by ilker, Salı, Ekim 23, 2007 | link | 9 comments |

blog . restart.

Cumartesi, Ekim 20, 2007


amsterdam, originally uploaded by ilkerender.

Blog yazmaya yeniden basliyorum 1 bucuk ay sonra. Neden yazamadigima gelince :

Ramazan dolayisiyla blog yazmaya ara vermistim . (Yalan 1)

Ocakta yemegim vardi , o tasmis onun altini kapatip geldim (Yalan2)

Tatilden donuste bilgisayar kullanmayi unutmusum ondan tekrar ogrenmek bir ayimi aldi (yalan 3)

Fatih 2. asliye idare mahkemesi blogu turk aile saadetine katkida bulunmuyor diye gecici olarak durdurdu (yalan 4)

En sahane blog odullerinde teselli odulu aldim , miami'deki odul torenine katilmam gidip gelmek falan 1 ayimi aldi (yalan 5)

Aklima birsey gelmedi , biraz tembellikten de. (gercek 1)

artik tekrar basliyorum.

posted by ilker, Cumartesi, Ekim 20, 2007 | link | 10 comments |

Turkiye

Cumartesi, Eylül 08, 2007


antalya, originally uploaded by ilkerender.

Turkiye tatili sona yaklasıyor . Türkçe karakterlerle yazmak ayrı bir zevkliymis .
Tatil anılarını yazacağım. Çok anım olmadı zaten.




-İyi geceler
-'Çocuklar bakın normalde damsız almıyorum , içerde turist kızları var , turist kızlarını rahatsız etmeyin olur mu ?'
-peki abi.

posted by ilker, Cumartesi, Eylül 08, 2007 | link | 15 comments |

Cok okunan blog yazmanin 10 Sirri

Cumartesi, Ağustos 11, 2007


Bir kere cok okunan bir blog yazari olmadigimi soyleyeyim. eh iste. Oncelikli amacim cok okunmak degil, o yuzden sadece yeni blog yazarlarina yardimi olacagini dusundugum icin yaziyorum. Bir yilda gunde 1 ziyaretciden gunde 120 ziyaretciye cikmis bir blogum oldugundan anlatacaklarim ilginizi cekebilir.ya da belki cekmez.o zaman pencerenin kosesindeki carpi seklindeki butona basip pencereyi kapatabilirsiniz.
Iste cok okunan blog yazmanin 10 sirri :

1. Numaralar her zaman ilgi ceker
Cok okunmasini istediginiz yazilarda numaralandirma kullanin. blog yazmanin incelikleri, blog yazmanin sirlari gibi basliklar yerine kadin guzellik dergilerindeki gibi blog yazmanin 10 sirri, arkadaslari ekmenin 20 ilginc yolu , kimsenin bilmedigi 30 guzel kafe , hayatinizi degistirecek 3 ipucu basliklarini kullanirsaniz yazilarinizin tamami okunur , bunun kotu tarafi yazdiklarinizin magazin dergilerindeki yazilar gibi gorunmesi ama yine de amac cok okur cekmek .

2.Depresif yazilar ilgi cekmez:
Inanin herkesin hayati yeterince karmasik ve sorunlu. Herkesin kendine gore problemleri var, problemleri olmayan insanlar da kendilerine problem aramazlar genelde. eger sorunlariniz sonunda ogretici / ilginc / komik biryere gelmiyorsa insanlar yazinizi okumayacaklar. kopeginiz karabas olmusse eminim kendinizi kotu hissediyorsunuzdur, ama ben karabasin hayattayken yaptigi seyleri nasil poponuzu isirdigini okumayi karabasin otomobilin altinda kalip beyninin ezilmesinin ayrintilarina yeglerim.

3. Cok kisisel yazilar nefret uyandirir.
Bu madde kisisel bloglarda ortak bir nokta. Bunu cok kisi yapiyor ancak bende hala nefret uyandiriyor. Insanlar sizin kasinizla gozunuzle ilgilenmiyorlar . insanlar sizin yasadiklarinizla ilgileniyorlar. eger bugun kendime yeni bir bluz aldim mavi cok guzel derseniz ben iyi de bundan bana ne derim , ama eger bugun kendime ucuzluktan bluz aldim su caddede ilginc bir kucuk dukkan var , cok renkli bluzlar satiyorlar vs vs diye yazarsaniz , bu benim de ilgimi ceker. bluz alacagim zaman aklima gelir belki.gerci ben bluz almiyorum cok.erkek adam bluz almaz.

4. Hava atmak ziyaretci atmaktir.
Hava atan websitelerinde toplam ziyaret surem 23 saniye civarinda . yine ayni sey : onemli olan blog yazari degil , blog yazarinin yasadiklari .Paris'e gittim aman tanrim yazarsaniz okumam , Paris'e giderken ucak dustu icinden bir ben kurtuldum yazarsaniz okurum . bu kadar basit.

5. Fotograflar.
insanlar 6 ayliktan itibaren renklere ilgi duymaya baslar , herkesin sizin anlattiginizi anlattiginiz gibi anlayacagindan emin olmak icin fotograf kullanin ,

6.kopyala yapistir icerik:
eksi sozlukte cok komik yazi gordunuz , youtube'de cok sahane video gordunuz.bunlari hemen blogunuza kopyalamak yerine disari link olarak eklerseniz insanlar eger ilgilerini cekiyorlarsa gidip okurlar . blogunuzda carsaf carsaf baskalarinin yazdigi yazilari yayinlamak ilgi cekici degildir.

7. mantikli bir zaman icinde guncellemek.
Aslinda bunu ben bile yapmiyorum , ama yapabileceginiz en kotu sey blogunuza 6 ayda bir yazi yazmak. unutulmaya mahkumsunuz. Blogunuz Alisan sarkisi gibi olmasin..

8.Yorumlar
Yorum birakilmasina izin verin . insanlarin sizin yazdiginiz seylere yorum yapmasina izin verirseniz insanlar blogunuzu daha cok ziyaret edecekler , onlarin yorumunun uzerlerine baska yorum yapilmis mi ona bakacaklar , arkadaslarina tavsiye edecekler . sonra daha cok ziyaretci gelecek.

9.Linkler ,
insanlara baglanti verin , insanlarin size baglanti vermesini saglayin, arada gidip blogunuzu google'dan aratin . blogunuzda keyword , meta taglarini kullanin , icinde ingilizce kufur gecen yazilar yazmayin .Forumlara uyeyseniz imzaniz blogunuz seklinde olsun , diger websitelerinde about kismina blog adresinizi yazin. Stumbleupon'a submit edin blogunuzu .


10. bunu bulamadim ama blog yazmanin 9 sirri yerine blog yazmanin 10 sirri kulaga daha hos geliyor o yuzden . ya da ilerde ekleyebilirim belki

bu yazi hosunuza gittiyse bunu stumbleupon'a submit edin . belki baskalari da okur

Etiketler: , ,

posted by ilker, Cumartesi, Ağustos 11, 2007 | link | 21 comments |

Facebook

Cuma, Ağustos 10, 2007


Kuzey Amerika'nin yonja'si seklinde ortaya cikip sonra isi cigrindan cikarmis bir websitesi var . Buna yaklasik 7 aydir ben de uyeyim . Facebook kendini sadece universiteliler, lise ogrencileri ve arkadas arayanlarla sinirlamayip yasayan herkesi kendine uye yapma amaci guttugunden gunde 150 bin kusur uye aliyor. Amerika'daki ve Kanada'daki kolej ogrencilerinin %85'inin facebook hesabi varmis . Toronto'da 650 bin kisi facebook'a kayitli.(Toronto'da toplam 3 bucuk milyon insan var zaten )
Basta cok guzel gelen bu social utility "sosyal alet" sonralari insanlarin aslinda ne kadar cok kisi icinde ne kadar yalniz oldugunu aciga vuruyor . online sohbetler ,online birbirini durtmeler (poke) , online sakalasmalar , hersey online.
ev arkadasim , ortaokul arkadasim , lise arkadaslarim , universite arkadaslarim , calistigim isyerindeki arkadaslarim , otobuste tanistigim insanlar , arkadasimin arkadaslari , bir kere gorup merhaba dedigim insanlar , gorup merhaba demedigim insanlar , email gonderdigim/aldigim kisiler , ayni futbol takiminda top oynadigim insanlarin hepsi kayitli.
Ama 80 tane arkadasin oldugunu gorup aksama disari cikacak biri bulamamak birseylerin yanlis gittigini gosteriyor bana. "Arkadas" tanimi cok degisti . artik arkadas merhaba dedigin gordugun baktigin herkes. Kibarliktan bile arkadas diyoruz birbirimize . facebook'a gore benim bir suru arkadasim var. aslinda o kadar yoktur ama.
ilginizi cekebilir .
facebook.com

Eklenti :

facebook: face-book : Blog'a facebook ile ilgili seyler yazip gelenlerin orani %55. Aranan sozcuklere bakilinca insanlarda ciddi bir facebook kullanim sikintisi oldugu ortaya cikiyor . Poke ne demek , su ne demek facebook nedir , nasil arkadas olunur nasil arkadas alinir vesaire. Bu yuzden kucuk bir eklenti :
Facebook'a nasil uye olurum : www.facebook.com 'a gidip kullanici ismi alirsiniz . Facebook'un ozelligi gercek isim ve soyismin kullanilmasi.
Poke nedir ? Ingilizce anlami durtmek, ancak facebook'da karsidaki kisiye ben burdayim demek , haberdar etmek icin kullanilan bir yontem. birinin profilini ziyaret ederken , "send a poke" butonuna basip kisiye poke gonderebiliyorsunuz . Ancak cok gondermeyin. Insanlar durtulmekten o kadar da hoslanmazlar.
Facebook'da online olanlari nasil gorebilirim ? Friends kisminda recently online kismina tiklarsaniz online arkadaslarinizi gorebilirsiniz
Status mesaji nedir ? Halinizi anlatan bir mesaji profilinizin kenarina gelecek sekilde yazabiliyorsunuz . Bunu sizin profilinize gelen herkes goruyor .
Facebook'da arkadaslarimi nasil bulabilirim ? Ya normal search - arama butonlarini kullanirsiniz , ya da friend finder'a tiklayip , email adresinizi ve sifrenizi girersiniz . Facebook sizin icin email hesabiniza girip adres listenizdeki insanlar da facebook'da mi degil mi ona bakar , sonra size bir liste getirir.Bunlardan istediklerinizi ekleyebilirsiniz.




2.BlogMusik.net


Blog muzik , Fransiz kanunlarindan yararlanip istediginiz sarkiyi istediginiz zaman dinlemenize izin veren bir websitesi . aradiginiz herseyi bulabilirsiniz . Zaten fransiz olmasa on saniye icinde ikiyuzellibesmilyonucyuzbin dolarlik dava acilir amerika'da .
kapatilmasi yakin gibi gorunuyor ama suan calisiyor

Etiketler: , , , , ,

posted by ilker, Cuma, Ağustos 10, 2007 | link | 10 comments |

suzu - cat

Pazar, Ağustos 05, 2007


suzu - cat, originally uploaded by ilkerender.

posted by ilker, Pazar, Ağustos 05, 2007 | link | 6 comments |

Soccer -Toronto

Çarşamba, Temmuz 25, 2007


Soccer -Toronto, originally uploaded by ilkerender.

--Bazen kollarini size dogru acip ustunuze kosan sarisin yesil gozlu guzelce kiz hayattaki en buyuk dusmaniniz olur.Bazen bugune kadar yasadiginiz herseyi unutursunuz , isi, odenmesi gereken faturalari, aksama ne yiyeceginizi , yazdiginiz koddaki hatalari. hayattaki tek amaciniz size dogru gelen yuvarlak bir nesnenin hareket yonunu degistirip iki diregin arasindan gecirmek ve beyninizin icinde saclariniz gibi kivircik duran kilcal damarlarinizi sarsarak yuzellibinbesyuzyirmiuc beyin hucresini oldurmektir.

Babama ait bu guzel fotografin ironisi , bilmemkac gol attigim macta cekilen fotograftaki an topa kafa bile vuramamam , bana kosan kizin uzerime cullanip beni dusurmesi ve etrafa "ulan oynamayi bilmiyorsaniz oynamayin kardesim" bakisi atmam.


Internet aldatir ,


Etiketler:

posted by ilker, Çarşamba, Temmuz 25, 2007 | link | 11 comments |

Uyelik

Çarşamba, Temmuz 18, 2007

Eger birsey yazdigim gun size email gelmesini istiyorsaniz , buraya tiklayin
sonra email adresinizi girin .

FEED BURNER EMAIL SUBSCRIPTION FOR ILKERENDER.BLOGSPOT.COM


yakinda uyelik sistemi baslatip cekilisle yemek takimi dagitacagim.arcopal hem de . Arcopal tabaklarinin ozelligi 4 metre yukardan yere birakilirsa bile kirilmiyormus.

Etiketler:

posted by ilker, Çarşamba, Temmuz 18, 2007 | link | 5 comments |

Dogum Gunum,

Cuma, Temmuz 13, 2007


My birthday Cake, originally uploaded by ilkerender.

bugun benim dogum gunum ,
gecen yil mehmet ender'in aldigi pastanin fotografini koyup kutluyorum.
Hayat bana bundan onceki kisminda iyi davrandi , geri kalan kisminda umarim daha da iyi davranir.
dogum gunum kutlu olsun .

posted by ilker, Cuma, Temmuz 13, 2007 | link | 8 comments |

Rakunlar (5 tane)

Perşembe, Temmuz 05, 2007


Racoons in the backyard, originally uploaded by ilkerender.

Sevgili gunluk gecen gun arka bahceyi rakunlar basti. Komsunun kedilerini dovup arka bahceyi ele gecirdikten sonra ailecek kedi mamalarini yediler .
anne rakun baba rakun ve 3 tane cocuk rakun. Olan kedilere oldu hem dayagi yediler hem yemeklerini rakunlar yedi. ben gidip kist kist dedigimde bile korkmadilar yemege devam ettiler.
hatta ben korktum.

posted by ilker, Perşembe, Temmuz 05, 2007 | link | 7 comments |

DownTown Toronto

Salı, Haziran 12, 2007


DownTown Toronto, originally uploaded by ilkerender.

Yine fotograf yine yalan ..

1. fotograf yamuk , lensim kirli , pozlama zamani fazla.

posted by ilker, Salı, Haziran 12, 2007 | link | 11 comments |

Toronto Downtown

Cumartesi, Haziran 09, 2007


Toronto Downtown, originally uploaded by ilkerender.

cok parladi biraz yalan oldu bu fotograf...Arkadasimin evinin balkonundan Toronto.

Etiketler: ,

posted by ilker, Cumartesi, Haziran 09, 2007 | link | 4 comments |

Futbol

Perşembe, Haziran 07, 2007

Haftada bir gun sosyal bir ligde futbol oynuyoruz .Maclar cok zor olmasa da gecen mac zordu biraz. Asagida Oguzla benim oynadigimiz macin ozeti var , oguz'u oz diye yaziyorlar.

Betty Ford Alumni vs. Toronto Footballers United 3-2:

Betty Ford Alumni and Toronto Footballers United faced off Tuesday night in a matchup between two unbeaten teams. The game was an exciting match from start to finish, and was only won in the last 3 minutes of the game. After a defensive first half to the game, scoring got underway in the second half as Betty Ford Alumni jumped to a quick 2-0 lead with goals from Ilker and Oz. However, the Footballers striker Jordan put his team on his back, scoring two goals to equalize the match later in the half. As the game looked to be heading for a draw, Ilker put together a spectacular individual effort for Betty Ford Alumni with about 3 minutes to go in the game to put his team up for good. With the victory, Betty Ford Alumni move up to 4-0 on the season while the Footballers drops to 2-1-1.


oguzla maci yine kurtardik , camiayi zora sokmadik.
posted by ilker, Perşembe, Haziran 07, 2007 | link | 2 comments |

Giysiler

Pazar, Mayıs 27, 2007


My Clothes Hangin, originally uploaded by ilkerender.

Hedef #8891 : Hep istedigim giysilerimi yikadiktan sonra ipe asma aktivitesini gerceklestirmis bulunuyorum. Yeni hedefim giysilerimi yikadiktan sonra ipe asarken yandaki komsularla dedikodu yapmak (bkz hedef #8892)

Bu arada haftasonu Sri Lankali bir arkadasimin dugunune gittim , birkac fotograf cektim.

posted by ilker, Pazar, Mayıs 27, 2007 | link | 5 comments |

Turkiye bileti

Cumartesi, Mayıs 26, 2007

agustos 23 - eylul 9.
denizli'de olacagim.cunku benim turkiye'de en cok sevdigim sehir denizli.
posted by ilker, Cumartesi, Mayıs 26, 2007 | link | 6 comments |

Mardinli dede

Cumartesi, Mayıs 05, 2007


Mardin'in Midyat ilçesinde 116 yaşında ve bu zamana kadar hiç aşık olmamış bir dedeye rastlanıldı. Bunu neye borçlusunuz şeklindeki medya sorusunu dede şöyle yanıtladı: Ben hayatım boyunca yoğurt yedim, işte buna borçluyum!.. Yahu dede, uzun ömrünü değil, aşık olmamanı neye borçlusun diye sormuştuk diyerekten dedeyi fırçalayan medya mensuplarına dede şöyle kükredi: Len sıpalar, ben de onu anlatmaya çalışıyorum işte; yoğurt yemekten aşık olmaya zaman mı kaldı?..

Mardinli dedenin yolunda ilerledigimi hissediyorum bu gunlerde.
posted by ilker, Cumartesi, Mayıs 05, 2007 | link | 8 comments |

Amerikan Filmleri ,

Cumartesi, Nisan 28, 2007


toronto at night, originally uploaded by ilkerender.

Amerikan filmlerinde eskiden beri anlamadigim noktalardan biri bilgiye erisimin kolayligi olmustur. Biz emaillerimize bakmak icin ,internette mac sonucu ogrenmek icin dakikalarimizi harcarken amerikan dizilerinde/filmlerinde polis dedektifleri emirleri yagdirirlar.Nerde nasil tutuldugu belli olmayan datalar, gercek hayatta olup olmadigi belli olmayan sorgular... Bilisim sektorunde calisan ve veritabanlari uzerine uzmanlasmis biri oldugum icin bu tur bilgilerin tutulmasi/kontrol edilmesi/alinmasi ne kadar zor/imkansiz farkindayim. Ancak bunlar filmlerde zaman kisitlamalariyla beraber emredilince sak diye gelir. gercekte veritabaninda tutulsa da sorgusunu yazsan zaten 2 gunde doner geri.

polis: katil bu eve girerken ayakkabsini unutmus
dedektif : son 24 saat icinde new york'da yeni ayakkabi alanlarin listesini istiyorum.
polis : tamam efendim .

simdi su adamin iki dudagi arasindan cikan lafin 1 saatte gerceklesmesiyle yolda yururken kafaniza ucak dusmesi yaklasik ayni ihtimal . nerde tutuyorsun kardesim , nasil getiriyorsun bu bilgiyi, hayir hadi newyork'da ayakkabi alanlarin listesini tuttun , gelen sorgu sonucu carsaf carsaf yazi olunca nereye yazacaksin , printer mi yeter buna ?

polis : katil son model bir araba kullaniyormus.
dedektif: son 7 saatte sehirde son model araba kullananlarin listesini getirin bana.
polis : hemen efendim.

polis : katilin cebinden eski model bir bicak cikti.
dedektif : son 24 saate cebinden bicak cikaranlarin listesini istiyorum masamda 1 saat icinde.
polis : peki efendim , geliyor , hatta gitmisken bicak cikartip cebine tekrar geri sokmayanlarin listesini de getireyim ki kolaylik olsun katili bulmak .

polis : katil, kurbani manhattan'da yirmiikinci ile yedinci cadde kesisiminde oldurmus.
dedektif: dun aksam manhattan'da dolasan tum katillerin listesini istiyorum.
polis : oeh artik. bilgisayar surda kendin bul.

Kuzey amerika'da kanada'nin tehlikeli yerlerinden Toronto'da yilda 53 cinayet oluyor . Newyork'da bu sayi 1430 . Jamaika'nin baskenti kingston'da vurulan cocuklarin sayisi yilda 457ymis.
Asagidaki sarki aradigini bulamayan tum dedektifler ve Jamaika'da yasayan cocuklar icin Damian Marley'den geliyor.Damian Marley Bob Marley'in oglu.




bloga muzik koyma seyini mertulas'dan buldum.

Etiketler: ,

posted by ilker, Cumartesi, Nisan 28, 2007 | link | 7 comments |

Muzik

Pazartesi, Nisan 16, 2007



Suanda toronto'da alternatif/indie bir club'a gideceginizde dinlemeniz en muhtemel uc bes sarki sunlardir :
justice vs simian - we are your friends


stars - what i'm trying to say


pete bjorn and john - young folks

bir de kulub muzigi icin hi track - say say say


benim en cok dinledigim 3 album var bu gunlerde.
birincisi stars - set yourself on fire.
ikincisi gotan Project - La revancha del tango
ucuncusu the shins - oh inverted world

ne demis Mariah Carey
"I'd rather be onstage with a pig - a duet with Jennifer Lopez and me just ain't going to happen."


fotografi uruguay'dayken cekmistim.buyuk okyanus,punta del este.
posted by ilker, Pazartesi, Nisan 16, 2007 | link | 5 comments |

Karar vermek

Çarşamba, Nisan 11, 2007




uzun zamandir karar vermekle ilgili birseyler yazmak istiyordum. Ben kendimi sansli sayiyorum cunku hayat simdiye kadar bana tam ortasinda kaldigim iki tane cok zor secenek birakmadi hic .Ya da birakti ama ben farkedememis de olabilirim .
Onemli kararlar almak kolay olmayan bir is, ozellikle hayatin seyrini etkileyen seylerden biriyse bu karar. Kanada'da 35 yildir yasayip hala Turkiye'ye donme planlari yapan amcalar var. Verdigi karar 35 senedir amcanin icinde kalmis sanirim. Dusunsenize hayatinizin sonuna kadar ya soyle yapsaydim,kalmayip geri donseydim nasil olurdu diye dusunup duruyorsunuz . Bir soz vardir, her secim bir kaybedistir diye. Yurtdisinda yasayarak ailenizle beraber gecireceginiz yillari kaybediyorsunuz, kendi ulkenizden ayriliyorsunuz , ama yeni bir hayatiniz oluyor. Araba alirsaniz disari cikip sarhos olma olanaginizi kaybediyorsunuz, evlenince belki o andan sonra tanisacaginiz ve cok mutlu olacaginiz ruh ikizinizle tartisma ihtimalini kaybediyorsunuz.(belki de kaybetmiyorsunuz-kimse bilemez). Tatile A kentine gidince , tatilde o anda B kentinde olan seyleri kaciriyorsunuz.Hayattaki secenekler sinirsiz oldugundan her saniye aslinda surekli birseyler kaciriyoruz.mesela suan bunlari yazarken asagida kucuk bir kutlama var , bedava kurabiyeleri kaciriyorum.

Simdi size cok onemli kararlar nasil alinir ve secim nasil yapilir bunu anlatacagim.

Universite giris sinavinda 45 matematik 14 kimya ve 11 biyoloji sorusunun hepsini eksiksiz dogru yapan biri olarak soyleyebilirim ki, ilk verdiginiz karar cogunlukla dogrudur. eger elinizde kararinizi degistirecek cok onemli bir bilgi yoksa , ilk verdiginiz karara sadik kalmaniz daha iyi .Sezgi mezgi falan yok. Bir konu uzerinde cok dusunmek dusunme sekillerini de bozuyor sanirim , bununla ilgili bir arastirma vardi amerikan psikoloji dergilerinin birinde. Buna babam farkli bir yorum getirirdi , ozellikle ben ayakkabi falan secerken . "ugrasma , al gec"

Kararsizlik her zaman karar vermekten daha kotudur. Bir kararinizin olmamasi en kotusu.Bu disarida arkadaslarinizla dolasirken de onemli . Bana farketmez nereye gitsek olur olmamali cevap. Kahve ya da cay mi icersiniz dediklerinde cevap farketmez degildir.Cevap ne istiyorsak odur.cidden farketmezse ve eger o gun daha icmemisseniz kahve deyin.zihni acar.


Ne istedigimizi bilmediginiz zamanlar olur bazen , ne karar versem , neyi istiyorum diye dusunursunuz. bu noktada yine universite sinavlarindaki tekniklerden bir tanesini kullanmaniz gerekli.Siklardan gitmek . Ne istemediginizi dusunun. cok kisilik bir grupla nerde yemek yiyecegimizi 15 dakika tartistiktan sonra , peki simdi herkes nerde yemek yemek istemedigini soylesin dedik. tartisma 2 dakika 17 saniye surdu. Bazen ise yarayabiliyor.


En son ve en degisik yontemi ise biryerde okudugumu hatirliyorum. Karari bilincaltiniza verdirin ! her gece yataga girmeden once gozlerinizi kapayin ve yarin sabah gozlerimi acinca bu karari vermis olacagim deyin.Bu bilincaltinizin siz uyurken calismaya devam edip karar vermesine yol aciyormus. Azimsanamayacak miktarda insan da sabah gercekten ne yapmak istediklerine karar verdiklerini soylemisler. Tabi bu islem tek gecede olmayabiliyor. Karar verene kadar her gece bunu dusunup yattiginizde eminim ki bir sabah kendinizden emin kalkacaksiniz. Ayrica eger karariniz sizi yanlis yerlere gotururse , yine suclayacak biri var. bilincaltiniz.

ne demis sair , (the cranberries)
I’m free to decide . 

draft1.0.3

Etiketler: ,

posted by ilker, Çarşamba, Nisan 11, 2007 | link | 11 comments |

Romantik iliskiler ve baglanma stilleri

psikoloji okuyan bir arkadasim yazmis cok ilginc geldi.
ben de diyorum neden hep asik olunca jiletliyorum kendimi .
http://jellylikesubstance.blogspot.com/2007/04/baglanma-stilleri-romantik-iliki.html
posted by ilker, Çarşamba, Nisan 11, 2007 | link | 0 comments |

bilgisayar muhendisi

Cuma, Nisan 06, 2007

Universite sinavina hazirlanirken bilgisayar muhendisinin tam olarak ne yaptigini bilmiyordum.
ODTU Bilgisayar muhendisligini tercih listemde en uste yazdigimda da ne okuyacagimdan pek emin degildim. Bolumu haziran 2004'de bitirdigimde bile ne tur bir iste calismak istedigimi bilmiyordum. (ne yapabilecegimi biliyordum ama).
Simdi anladim ki bilgisayar muhendisligi aslinda soforluk gibi, size okurken trafik kurallarini ogretirler , gaz, fren vites vs ogrenirsiniz.yolda karsiniza birseyler cikinca ne yapabileceginizi ogrenirsiniz . degisik yollarda surus tekniklerini falan gosterirler.Mezun olunca da isterseniz taksi soforu olursunuz , isterseniz otobus surersiniz , isterseniz muavinlik yaparsiniz , isterseniz is makinasi kullanirsiniz.
benim yaptigim is bu duruma gore cok buyuk bir tirin deneme suruculugu.

Sabah cok da erken sayilmayacak bir saatte ise gelirim.Bilgisayarimi hic kapatmadigimdan fareyi oynatinca hemen ekran acilir.Sifremi yazarim.Uzgunum ama sifremi size soyleyemem. Lotus notes yazilimindan emaillerimi kontrol ederim.acil isaretli email varsa onlari yaparim, yoksa gidip kendime cay ya da kahve hazirlarim.
Cay ve kahve icerken bugun ne yapmam gerektigini dusunurum , eger pazartesiyse , cuma aksami neyle ugrastigimi hatirlamam biraz vakit alir. (eve is getirmeyen insan ilker)


Dunyanin en hizli veritabaninin yazilim projesinde sistem testi yapiyorum. bu yuzden veritabanini sinirlarina kadar zorlayip iyi calistigindan emin olmam gerekiyor . Bazen ugrastigim sistemin buyuklugu 2 terabyte'a kadar cikiyor.sorunlari bulup cozmeye calisiyorum.(ilker ender ibm certified problem determination expert for db2) ama bir bakmisim ogle olmus.
Ogle yemegine inip ne varsa kafeteryada onu yerim , yaninda da su icerim.Pek yemek konusunda ayrim yapmam.Hamburger ve patates yememege calisirim.yemekten sonra bir kahve daha alirim , isime donup kaldigim yerden devam ederim .
yapacagim isler emaille gelir ,yaptigim isleri de emaille gonderirim , durum raporunu (progress report) web uzerinden guncellerim.insanlarla emaille haberlesirim. yani benim o gun ne is yaptigimi herhangi bir mudur benimle konusmadan ogrenebilir.
bazen butun gun hickimseyle konusmadigim oluyor. cok insan iliskileri isteyen bir is degil acikcasi.
haftada 45 dakikadan 2 tane toplantim olur . onlarda da insanlara ne yaptigimi anlatirim , ya da yeni sorunlar bulduysam onlarin neden oldugunu falan konusurum. bazen ortaya yeni fikirler atarim.Ancak henuz , "arkadaslar olaya bir de su yonden bakalim" cumlesini kurmadim .Zaten onemli olan bakmak degil gormektir.
Normalde 6:15'de isim biter.
Pazartesi isyerinden sonra asagi kattaki spor salonuna giderim.15 dakika boyunca ya da 250 kalori yakincaya kadar kosarim , sonra 45 derece egik duzlemde oturup 40 kere mekik cekerim.
sonra eve gider internette stumbleupon'da dolasirim. msn'deki arkadaslarimdan turkiye'de olanlari hep uyumus olur . o yuzden onlarla pek konusamam.globeandmail ve yarin sabahin ntvmsnbc haberlerini okuyup yatarim.


sali gunleri ptesiden farkli olmaz. sadece isyerinden sonra metroyla tirmanis salonuna giderim.gece saat 8'den 11'e kadar duvarlara tirmanip ellerimi ve parmaklarimi mahvederim.
carsamba gunu isten cikinca eve giderim. sonra birkac arkadasimi arayip disari bira icmeye gideriz gidersek.gitmezsek evde oturup youtube izlerim.ya da bazen evden bitirmem gereken isleri hallederim.persembe gunu yine ayni is ve sonra tirmanis salonu.yine 3 saat tirmanip sali gununden beri iyilesen parmaklarimi tekrar mahvederim.
cuma gunu isten cikarken aksam ne yapacagimi dusunurum.cuma aksami disari cikarim.
cuma aksamlari sapitma gunum oldugundan cumartesi sabahlari ayilmakla gecer. cumartesi ogleden sonra yuruyuse cikmaya karar verip sonradan hava soguk oldugu icin vazgeceriz.
cumartesi aksami tekrar disari cikariz . bazen disarda guzel birseyler yiyip ondan sonra muzik calan yerlere falan gideriz.



pazar sabahi hicbirsey yapmam. genelde pazar sabahlarini hatirlamiyorum zaten. pazar gunu yine sakin gecer. saat 7 bucukta yine timanis salonuna gider duvarlara tirmanirim. sonra obur hafta baslar.
sanirim gecen 6 ay boyunca tipik haftam boyleydi , buna 2 ay boyunca ispanyolca kursu carsambalari , ve 4 ay boyunca salsa kursu , ve birkac hafta tatil falan girdi. bir de kardesim ya da annem kanada'dayken bunlari cok yapmadim.
eger bilgisayarla ilgili bir iste calismak istiyorsaniz yeterince dusunmelisiniz.bilgisayarlara bagimli hayatiniz olacak.
ne demis Sezen Aksu :
Yareme tuz diye yakamoz bastım
Tek şahidim aydı aman aman.
posted by ilker, Cuma, Nisan 06, 2007 | link | 4 comments |

ilker ender

Perşembe, Nisan 05, 2007

Babamin blogundan bir kisim
"1987 ile 1994 yılları arasında Coğrafya öğretmeni olarak Gaziantep Fen Lisesinde çalıştım.Bu yıllar benim için müthiş bir koşuşturma içinde geçti.
Bir yandan evde ‘o zaman 2 yaşında’küçük oğlum Mehmet var, anasıyla dönüşümlü olarak sabah birimiz sonra diğerimiz ona bakmaya çalışıyoruz,bazen ders ya da toplantı çakışıyor abisine (ilker ender) emanet edip üzerlerinden kapıyı kilitliyoruz.Çocuklar korkup balkona çıkıyorlar, başlıyorlar ağlamaya.Komşular bize kızıyor."


burada 2 yasindaki kardesine bakacagina balkona cikip aglayan cocuk 6 yasindaki ilker ender. o gun bugundur sevmem zaten ustumden kapinin kilitlenmesini.
babamin blogu mustafaender.blogspot.com
(her tiklama basina babamdan para isteyecegim)

Etiketler:

posted by ilker, Perşembe, Nisan 05, 2007 | link | 2 comments |

Kaset

Çarşamba, Mart 21, 2007




Kaset cikardim burada ben.
posted by ilker, Çarşamba, Mart 21, 2007 | link | 9 comments |

The shins , Manu Chao ve konserde fotograf cekme teknikleri.

Pazartesi, Mart 19, 2007


Bloc Party, originally uploaded by ilkerender.


the shins konserine bilet almaya calistigimda alamadim cunku hepsi satilmisti.bu yuzden ellisekiz arkadasima email atip tanidiklari ve bu konsere gitmeyecek biri var mi diye sordum.Sansliymisim ki biri biletini bana satti.
Eger the shins konserine gitme sansiniz olursa kesinlikle gidin, the shins kimler henuz bilmiyorsaniz buradan bakabilirsiniz.Birkac kere dinleyince eminim ki cok seveceksiniz.Garden state filminin soundtrackinde de sarkilari var.

Konserde fotograf cekmek zor bir is, bir kere yeterince isik yok ortamda. Aslinda var da cok kotu dagilmis ortama, karanlik yerler cok karanlik , aydinlik yerler (bu sahne ve sarkici oluyor) cok aydinlik. Boyle ortamlarda en kotu fikir fotograf makinanizin otomatik ayarlarini kullanmak . Kucucuk makina nasil bilsin nasil guzel fotograf cekecegini, o sadece guzel havada yapabilir otomatik ayarlari. Ben fotograf makinamda asla otomatik ayarlar kullanmiyorum , bilgisayarimin da her dedigi seye tamam diye tiklamiyorum.tiklamamak lazim da.

Konserde en yapabileceginiz en buyuk hata makinanin flasini kullanmak. Eger dijital makinaniz yoksa obur gun fotografta goreceginiz sey onunuzdeki kizin parlak saclari olacak muhtemelen. Flas , %97 olasilikla sahneye ulasamayacagindan sadece en yakindaki objeye vurup onun patlamasina yolacacak (bir objenin patlamasi fotografta diger objelere nazaran parlakliginin (aslinda exposure'in) daha fazla olmasi demek). Bu yuzden once flasi kapiyoruz .
dijital makinayla cekiyorsak fotografi , ISO degerinin makinanin izin verdigi en yuksek degere getiyoruz. bu normalde 50-100-400-800-1600 degerleri olan filmin isiga karsi hassasligini belirleyen parametre. en yuksek deger hangisiyse o .
daha sonra cok hoplayip ziplamayan bir arkadasimizi buluyoruz .makinayi onun omzuna koyup sabit tutabildigimiz kadar tutuyoruz. insan eliyle cekebilecegimiz en uzun pozlama suresi saniyenin 1/40 'i . yani elinizde bir makinayi havaya kaldirdiginizda onu havada sabit tutabilme sureniz 1/40 saniye. bundan daha uzun surede cekeceginiz tum fotograflar kaymis cikacak biraz.
eger dijital makinaniz varsa cok guzel cunku , bir suru fotograf cekebilirsiniz . fotograf cekmek icin en iyi zamanlar sarkicilarin sahneye ciktigi zamanlar cunku en cok isik hem o zaman oluyor , hem de sarkicilar , gruplar soyle bir bakis atiyorlar 'biz geldik ' der gibi .

umarim guzel fotograflar cekersiniz.
bu arada manu chao ve radio bemba sound system konserine bilet buldum bir tane , ama muhtemelen devasa fotograf makinami goturmeme izin vermeyecekler..

Bu fotografi gecen yaz cektim.Toronto adasi konserleri diye birseydi , broken social scene , feist , muse ve bloc party vardi . fotograftaki bloc party.
posted by ilker, Pazartesi, Mart 19, 2007 | link | 4 comments |

snow

Perşembe, Mart 08, 2007


snow, originally uploaded by ilkerender.

Havanin soguklugunun gecmesini bekliyorum. Amacim fotografi buraya koymak ama nasil bir yazi yazsam bilemedim.

* Tayvan'da her sinema seansindan once istiklal marsinin okundugunu

*Amerika Baskani Bush'un , baskan olmadan once bir pasaporta sahip olmadigini

*Yasadigim sehirde benzinin litresinin 73 kanada centi (65 kurus) oldugunu

*Gecen gun toronto'da hissedilen hava sicakliginin -30 oldugunu'

*Gnarls Barkley'in bir insan degil bir grup (ikili) oldugunu


biliyor muydunuz ?

posted by ilker, Perşembe, Mart 08, 2007 | link | 11 comments |

Last.fm'den sarki indirmek , Uzgunum last.fm

Pazar, Mart 04, 2007

Gecenlerde internetteki tum siteleri ziyaret edip bitirdigimi yazmistim. Bugun itibariyle de Last.fm'deki tum sarkilari dinlemis oldum. (muzik dinlemeyi cok severim) Dinledigim son sarki suydu :


DATA_LENGTH: 4928994 TRACK:The Infanta ARTIST: The Decemberists ALBUM: Picaresque: Big Night Out

Neden bunun yaninda DATA_LENGTH yaziyor kismina gelince, last.fm'i indirebilen bir programla sarkilari indirip dinliyorum bu aralar . zaten ayda 3 dolar veriyorum last.fm uyeligime; ayrica sarkilari promosyon amacli kullanip silecegim, herhangi bir ticari kaygim da yok.

Gelelim last.fm'deki 850 bin sarkiyi nasil indirebileceginize. (aramizda kaliyor)
Gerekenler :
1. Program http://search.cpan.org/CPAN/authors/id/J/JO/JOCHEN/last.fm-ripper-1.2.1.tar.gz
2. Herhangi bir linux distrosu (Bende Fedora Core 6 var , linux kurmak cok zevkli!)
3. Perl interpreter (herhangi linuxla geliyor paket olarak)
4. Zil (bu da last.fm'den sarkilari indirdikten sonra zil takip oynamak icin)

Malzemeleri aldiktan sonra once super user moduna geciyoruz
> su
Sonra arsivin dosyalarini disari kopyaliyoruz
> tar -xvf last.fm-ripper-1.2.1.tar.gz
last.fm-ripper-1.2.1/
last.fm-ripper-1.2.1/Changelog
last.fm-ripper-1.2.1/INSTALL
last.fm-ripper-1.2.1/MANIFEST
last.fm-ripper-1.2.1/Makefile.PL
last.fm-ripper-1.2.1/README
last.fm-ripper-1.2.1/last.fm-ripper
>./INSTALL
(bu makefile'i calistiriyor , sonra make , sonra make install calistiriyor) - onemsiz seyler.
Sonra indie istasyonundan mp3leri almak icin , programi calistiriyoruz
>last.fm-ripper -u kullaniciadi -p lastfmsifresi -o mp3leringidecegidizin lastfm://globaltags/indie
program stream'den aldigi mp3leri verdiginiz dizine kaydediyor . Programin calistigi dizine de albumartworklerini (kucuk album kapaklarini) kopyaliyor.
Programin tum opsiyonlari :
last.fm-ripper -u [-p ] [-d] -[c] [-o ] [-a ]
-u, --username last.fm username
-p, --password last.fm password
-a, --artist artist name (to find similar titles), obsolets last.fm url
-d, --debug enable debugging output
-o, --output_directory where to save mp3-files
-n, --nocovers disable cover download
-w, --aws_token amazon webservices developer token for advanced tagging (http://amazon.com/soap)

[root@localhost rip2]# tail -f ilker.indie
DATA_LENGTH: 4264857 TRACK: Such Great Heights ARTIST: The Postal Service ALBUM: 2003-04-25: Minneapolis, MN, USA
DATA_LENGTH: 3615349 TRACK: Save Us S.O.S ARTIST: Hot Hot Heat ALBUM: 2003-04-25: Minneapolis, MN, USA, MN, USA
DATA_LENGTH: 3296447 TRACK: Van Tango ARTIST: Franz Ferdinand ALBUM: Franz Ferdinand
DATA_LENGTH: 4997724 TRACK: He Lied About Death ARTIST: Stars ALBUM: Set Yourself on Fire
DATA_LENGTH: 3281272 TRACK: Downhil From Here ARTIST: Snow Patrol ALBUM: Songs For Polar Bears
DATA_LENGTH: 3959835 TRACK: Crown of Love ARTIST: The Arcade Fire ALBUM: Funeral Polar Bears


Eger indirmek isterseniz isinize yarayabilir.ya da yarayabilemez.pek emin degilim.

Not : Buradaki bilgiler tavsiye amaclidir.

Etiketler: ,

posted by ilker, Pazar, Mart 04, 2007 | link | 5 comments |

Tekzip / Duzeltme/Modifikasyon

Salı, Şubat 27, 2007


Onemli bilgi #1
Maradona'nin ayagiyla benim ayagim yaklasik ayni boyda , yani istesem bir maradona olabilirmisim . Sekildeki fotograf Buenos aires'in la boca semtinde cekildi . maradona'nin ayak izi var ayagimin altinda ama goremiyorsunuz , neden ? cunku benim ayagimla ayni boyutta.

Onemli bilgi#2
Bir onceki yazimdan esinlenerek musiclyrics plugin'ini bilgisayarlarina kurup windows media playerlarini bozan insanlardan ozur dilerim. benimki de bozuldu , sarki sozu gostermesin sadece sarkiyi calsin diyorum , o da olmuyor suanda.
ee iste boyle sen git , koskoca odtu'de bilgisayar muhendisligi oku kac sene , sonra gel ibm'de uzman olarak calis , sonra internetten indirdigin program bozsun bilgisayarini..
neydi bunun ayari sag mi tikliyorduk
posted by ilker, Salı, Şubat 27, 2007 | link | 7 comments |